Uzun yazilar yazmanin, her zaman bir heyecanla baslayip; ortasinda esnemeye basladigim ve sonunu bir turlu getiremedigim cumle kabuslarina donmeye basladigini fark ettigim gunden beri ve icimdekileri bir turlu yazmadan rahatlayamamanin sancisiyla kisa cumleler kurmaya, paragraflar yerine dortlukleri tercih etmeye basladim. Guzel de oldu, kimi zaman sarki sozu, kimi zaman bir ic dokus oldu.. Ama nedense bugun, tamamlayabilecegimden emin olmasam da, yine uzun uzun yazmak icin bir heyecanla uyandim!! Belki de uzun suredir kendim disindaki hayatlara odaklanmis olmaktan, kendimi unuttugumu ve aslinda ilk defa hayallerime gidebilecek yolda somut adimlar atabilmisken; baska, yersiz ve zamansiz hayallerle zaman kaybettigimi fark etmenin ve kararlar alabilmis olmanin verdigi bir enerjiyle tamamlayabilecegim yazimi :)
Evet, farkindaliklar… Fark etmek yeterli midir kararlar alabilmek icin? Karar alabilmek farkindalikla birlikte cesaret gerektiriyor, bu kesin. Insan kendisini ne kadar tanir, veya tanisa da tanimlayabilir mi? Mesela ben, en cok "sen nasil birisin?" diye sorduklarinda veya internette sosyal paylasim sitelerinde "hakkinda, bio." vb. bosluklarla karsilastigimda tikanip kalirim; kendimi tanirim ama bir baskasina tanimlamak samimi gelmez, cok cevap vermem gerekiyorsa da agiz kalabaligi bir kac cumle kurar gecistiririm. Neyse… Dun kendime dair uzun suredir farkinda oldugum, yine de goz ardi etmeyi tercih ettigim; cogu defa beni ve belki pek cogumuzu yoran, kimi zaman "ask"; kimi zaman "is"; kimi zaman "belirsizlikler" bahaneleriyle sirtimi yasladigim "bunalma anlarimi", fazla artmis olduklarini anlayinca gozden gecirmeye karar verdim. Uzun suredir bugunku beni degerlendirirken, "Eskiden ben nasildim?" sorusuna cevap aramaya basladim… Ve bundan tam 10 sene once yazmis oldugum, beni bile sasirtacak kadar uzun ve dolu dolu, her detayi yorulmadan yazmis oldugum gunlugumu buldum.
Sene 2002 - yas 17. Universite sinavina yeni girmisim, sonuc henuz belirsiz ve ben AFS degisim programiyla Amerika'da hic bilmedigim bir yere tam bir seneligine, tanimadigim bir aile yanina gidiyorum… Daha ilk sayfada karsilastigim cumle, bana "kendine gel" der gibiydi: "Hayat guzel ve en onemlisi kucuk seylerden bile keyif almayi ogretebilecek kadar agir, ama ustesinden gelmeye deger; hem de herseyin; cunku hic bir emegi bosa cikarmayacak kadar adil." Neyse ki nasil biri oldugumu hatirlamam icin o kocaman gunlugun devamini okumama gerek kalmadi :) Insan, yillarla birlikte buyudugunu zannediyor, oysa 17 yasimda bugun hatirlama ihtiyaci duydugum "ben" in cok daha olgun ve cok daha "ben" oldugunu fark ediyorum. Bu 10 sene hayatimda neleri degistirdi diye dusunuyorum, ve aslinda artmis olan sorumluluklarin degil, yine ozamanlar da var olan ve yasadigim surece hep var olacak olan "belirsizlikler" in, beni bu kadar negatiflestirmis oldugunu ve netlestirmek adina da yalnizca zamana sorumluluk yukledigimi fark ediyorum..Dun zamandan caldim, bugun net ve kararliyim ve en guzeli bundan sonra yine "ben" olacagim…